31 Ocak 2008 Perşembe
Uçak Danaya çarptı
Uçak
İlk uçuşlarda ancak saatte 20-25 km, 1935’lerden sonra ise yüzlerce km hızlara çıkılabildi. Uçağın havada kat edebildiği mesafe, yani menzili ve çıkabildiği maksimum yükseklik (irtifa) ilk zamanlarda çok düşüktü. Gelişen teknolojiye paralel olarak menzil yirmi bin km’nin üstüne, irtifa ise on bin metreye kadar çıktı. Bunlara paralel olarak uçakların ağırlığı da süratle arttı. İlk zamanlar kg’la ifâde edilirken artık tonlarla ifade edilmektedir.
29 Ocak 2008 Salı
İlginç Gelenek
İlginç Köy isimleri
Artvin'in Yusufeli İlçesinde İlginç Olay
Kuru Dut Dalıyla Su Kaynaklarını Buluyor
Susuz köylerin ve tarla sahiplerinin aradığı isim haline gelen "Çomakçı Hasan" lakaplı Kırmaz, "Amacım insanlara hizmet etmek, onun için hiçbir zaman para talep etmedim. İnsanların mutluluğunu ve sevincini görmek bana büyük bir güç veriyor. Bu yetenek bana Allah'ın bir lütfudur. Bu ilahi lütuf sayesinde, hiç yanılmadan suyun olup olmadığını söyleyebiliyorum. Suyu, kuru duttan yapılan V şeklindeki çomakla buluyorum. Dut çomağıyla tarlayı geziyorum, suyun olduğu yerde çomak havaya kalkıyor. Çok zor zaptediyorum. Sonra çomağa bağladığım çeşitli ağırlıktaki taşları o yerde gezdirerek, havaya kalkmalarına göre suyun debisini de söyleyebiliyorum." dedi.
Deynekler Köyü Muhtarı Halil İğneli ise, "Köyümüzde su çıkmıyordu. Bu sebeple 10 kilometre mesafedeki bir yerden getiriyorduk. Fakat çok pahalıya maloluyordu. Bir gün köyümüze bir yakınını ziyarete gelen Hasan Kırmaz'la tanıştık. Elindeki sopayla çalışma yaptı, burada su olduğunu söyledi. Sondaj sonucu istediğimizden da fazla su çıktı." şeklinde konuştu
Internet uçağa biniyor
85 milyon bilinmeyenli denklemi çözdüler
Yapay yaşam yolunda önemli adım
Gönderen
Merak Edilenler
zaman:
00:48
0
yorum
Etiketler: Yapay yaşam yolunda önemli adım
Çok yakınımızdan bir asteroid geçecek
Erkek serçelerin işi çok zor
Mikropkaya yaşamın en eski kanıtı
Gönderen
Merak Edilenler
zaman:
00:36
0
yorum
Etiketler: Mikroorganizma, Mikrop, Stromatolit
Mercan resifleri yokolma tehdidi altında
Gönderen
Merak Edilenler
zaman:
00:29
0
yorum
Etiketler: Mercan resifleri
28 Ocak 2008 Pazartesi
İlk Cep Telefonu
Gönderen
Merak Edilenler
zaman:
11:17
0
yorum
Etiketler: Cep Telefonu
Bilgisayar
Başlangıçta bilgisayar sözcüğü hesaplama sürecini kolaylaştıran nesnelere verilen bir ad konumundaydı. Bu ilk dönemin bilgisayar örnekleri arasında sayı boncuğu (abaküs) ve AntiKitira Makinesi (M.Ö. 150-100) sayılabilir. Yüzyıllar sonra, Ortaçağ sonundaki yeni bilimsel keşifler ışığında, Avrupalı mühendisler tarafından geliştirilen bir dizi makinesel hesaplama aygıtlarının ilki ise, Wilhelm Schickard'a (1623) aittir.
Ancak, programlanabilir (veya kurulabilir) olmamaları nedeniyle bu aygıtların hiçbiri günümüz bilgisayar tanımına uymamaktadır. 1801 yılında Joseph Marie Jacquard'ın dokuma tezgâhındaki işlemi otomatikleştirmek adına ürettiği delikli kartlar ise bilgisayarların gelişme sürecindeki, kısıtlı da olsa, ilk programlanabilme (kurulabilme) izlerinden sayılır. Kullanıcının sağladığı bu kartlar sayesinde, dokuma tezgâhı kart üzerindeki delikler ile tarif edilen çizime işleyişini uyarlayabiliyordu.
Вir delikli kart
1837 yılında Charles Babbage, adını Analytical Engine (Çözümlemeli veya analitik makine) koyduğu, ilk tam programlanabilir makinesel bilgisayarı kavramsallaştırıp tasarladı. Ancak parasal nedenler ve üzerindeki çalışmalarının sonlanamaması nedeniyle bu makineyi geliştirmedi.
Delikli kartların ilk büyük ölçekli kullanımı ise Herman Hollerith tarafından, 1890 yılında muhasebe işlemlerinde kullanılmak üzere tasarlanan hesap makinesidir. Hollerith'in o dönemde bağlı olduğu işletme ise sonraki yıllarda küresel bilgisayar devine dönüşecek IBM'dir. 19. yüzyılın sonlarına varıldığında, gelecek yıllarda bilişim donanım ve kuramlarının gelişimine büyük katkıda bulunacak uygulayımlar (teknolojiler) ortaya çıkmaya başlamıştılar: delikli kartlar, Boole cebiri, boşluk tüpleri ve teletip aygıtları.
20. yüzyılın ilk yarısında ise, birçok bilimsel gereksinim, gittikçe karmaşıklaşan örneksel (analog) bilgisayarlar ile giderildiler. Ancak günümüz bilgisayarlarının yanılmazlık düzeyinden hâlâ uzaktılar.
1930'lar ve 1940'lar boyunca bilgisayar uygulayımı gelişmeye devam etti, ve sayısal elektronik bilgisayarın ortaya çıkışı ancak elektronik devrelerinin buluşundan (1937) sonra gerçekleşebildi. Bu dönemin önemli çalışmaları arasında aşağıdakiler sayılabilir:
EDSAC, von Neumann mimarisini uygulayan ilk bilgisayarlardandır.
Konrad Zuse'nin "Z makineleri". Z3 (1941) ikili sayı tabanına dayalı işleyip, gerçel sayılar ile işlem yapabilen ilk makinedir. 1998 yılında Z3'ün Turing uyumlu olduğu kanıtlanmış ve böylece ilk bilgisayar unvanını edinmiştir.
Atanasoff-Berry Bilgisayarı (1941) boşluk tüplerine dayalı olup, ikili sayı tabanının yanı sıra, sığaç tabanlı bellek donanımına sahipti.
İngiliz yapımı Colossus Bilgisayarı (1944), kısıtlı programlanabilirliğine (kurulabilirliğine) karşın, binlerce tüp kullanımının yeterince güvenilir bir sonuç verebileceğini göstermiştir. 2. Dünya Savaşı'nda Alman silahlı kuvvetlerinin gizli iletişimlerini çözümlemek için kullanılmıştır.
Harvard Mark I (1944), kısıtlı kurulabilirliğe sahip bir bilgisayar.
ABD Ordusu tarafından geliştirilen ENIAC (1946), onluk sayı tabanına dayalı olup ilk genel kullanım amaçlı eletronik bilgisayar unvanına sahiptir.
ENIAC'ın olumsuz yanlarını saptayan geliştiricileri, daha esnek ve zarif bir çözüm üzerinde çalışıp, artık saklı program mimarisi veya daha çok von Neumann mimarisi olarak tanınan tasarımı önerdiler. Bu tasarımdan ilk olarak John von Neumann (1945) yılında gerçekleştirdiği bir yayında söz etmesinden sonra, bu mimariye dayalı olarak geliştirilen bilgisayarlardan ilki İngiltere'de tamamlandı (SSEM). Aynı mimariye bir yıl sonra kavuşan ENIAC'a ise EDVAC adı verildi.
Günümüz bilgisayarlarının neredeyse tamamının bu mimariye uyumlu duruma gelmesi ile bilgisayar sözcüğünün tanımı olarak da kullanılmaktadır. Dolayısı ile bu tanıma göre geçmişteki aygıtlar bilgisayar olarak sayılmasalar da, tarihsel bağlamda yine de o biçimde anılmaktadırlar. Her ne kadar 1940'lardan bu yana bilgisayar uygulayımı köklü değişiklikler geçirmiş olsa da, çoğunluğu von Neumann mimarisine sadık kalmıştır.
Mikroişlemci von Neumann mimarisinin temel öğelerindendir.
Boşluk tüpüne dayalı bilgisayarlar 1950'ler boyunca kullanımda kaldıktan sonra, 1960'larda daha hızlı ve ucuz olan geçirgeç (transistör) tabanlı bilgisayarlar yaygınlık kazandı. Bu etkenlerin sonucunda bilgisayarların daha önce görülmemiş bir düzeyde toplu üretimine geçirildi. 1970'lere varıldığında tümleşik devre uygulayımı ve Intel 4004 gibi mikroişlemcilerin geliştirilmesi sayesinde bir kez daha büyük bir başarım ve güvenilirlik artışının yanı sıra, maliyet düşüşü de yaşandı. 1980'lerde artık bilgisayarlar, çamaşır makinesi gibi günlük hayat kullanımındaki birçok makinesel aygıtın denetleyici donanımlarındaki yerlerini almaya başlamışlardı. Yine aynı dönemde, kişisel bilgisayarlar yaygınlık kazanıyorlardı. Son olarak 1990'lardaki Internet'in gelişimi ile de bilgisayarlar artık televizyon ve telefon gibi alışılmış birer aygıt hâline gelmişlerdir.
Gönderen
Merak Edilenler
zaman:
02:10
0
yorum
Etiketler: Bilgisayar
Mikroişlemciler
1970’lerin ortalarından itibaren mikroişlemciler, mikrobilgisayarların doğuşunu mümkün kılmıştır. Bundan önce, tipik olarak elektronik ana işlem birimleri, sadece birkaç transistöre eşdeğer büyük, ayrık anahtarlama (switching) aygıtları (daha sonra small-scale tümelşik devreler) kullanılarak yapılıyordu. İşlemciyi, bir ya da birkaç large-scale tümleşik devre (binlerce veya milyonlarca ayrık transistörün eşdeğeri) içine gömmekle işlemci gücü fiyatı büyük ölçüde düşürüldü. 1970’lerin ortalarında tümleşik devrelerin doğuşuyla mikroişlemci, diğer bütün türleri değiştirip, ana işlem biriminin yapımında en yaygın yol oldu.
Performansın yıllar boyu sürekli artışı söz konusu olunca, mikroişlemcilerin evrimi Moore Kanunu’na uyar. Bu kanun bir tümleşik devrenin karmaşıklığının, en düşük bileşen maliyetine göre her 24 ayda iki katına çıktığını söyler. Bu görüşün doğruluğu 1970’lerin başından beri kanıtlanmıştır. Hesap makineleri için sürücü olarak başladıkları alçakgönüllü yolculukta, güçlerindeki sürekli artış, mikroişlemcilerin diğer bilgisayar biçimleri arasında dominant olmasını sağladı. Günümüzde, en büyük ana bilgisayarlardan, en küçük el bilgisayarlarına kadar her sistem çekirdeğinde mikroişlemci kullanılmaktadır.
Gönderen
Merak Edilenler
zaman:
02:10
0
yorum
Etiketler: Mikroişlemciler
McNaught Kuyrukluyıldızı
Kuyrukluyıldız, 12 Ocak'ta Güneş'e en yakın konumuna ulaşacak ve bu tarihten sonra kuzey yarıküreden görülmesi iyice zorlaşacak.
Kuyrukluyıldızı görebilmek için, Güneş battıktan yaklaşık 20 dakika sonra batı-güneybatı ufku üzerine bakmak gerekiyor. Hava henüz kararmamış olacağından, kuyrukluyıldızı bulmak için bir dürbünün büyük yararı olacaktır.
McNaught kuyrukluyıldızı, 1997'de gözlenen Hale-Bopp'tan sonra en iyi görünen kuyrukluyıldız. Bunun yanı sıra, son 30 yılın en parlak kuyrukluyıldızı.
Gönderen
Merak Edilenler
zaman:
02:02
0
yorum
Etiketler: McNaught Kuyrukluyıldızı
27 Ocak 2008 Pazar
Japonlar 'ultra HD’ yayına geçti!
Dev ekran istiyorJapon devlet televizyonu NHK’nin Ar-Ge labaratuvarlarında tasarlanan yeni nesil yayın formatının 2015 yılında standart olarak ülkede kullanılmaya başlaması planlanıyor. HD yayınlar konusunda öncülük yapan Japonya’da şu anda onlarca televizyon kanalı bu format üzerinden yüksek kalitede TV yayınını abonelerine ulaştırıyor. 7680x4320 gibi oldukça yüksek seviyedeki çözünürlüğün sunulması için oldukça büyük ekranlara ihtiyaç duyuluyor. En azından 60 inç (150 ekran) boyutunda verimli olarak çalıştığı görülen bu yayın formatı daha geniş ekranlarda hatta konser, stadyum gibi açık alanlarda da kullanılabilecek. Bu yeni sistem, labaratuvarda 500 inç’lik ekranda test ediliyor. Devlet tarafından fonla desteklenen bu projenin deneme yayınları Japonya’daki bir tiyartoda kurulan televizyonda da halka açık olarak yapılıyor.
Kapasite canavarı!Bu yayın standardı 22.2 çok kanallı surround ses sistemiyle uyumlu. Oldukça büyük dosya kapasitelerini de beraberinde getiren ultra HD yayınlarda, 18 dakikalık bir görüntünün aktarılıp depolanması için 3.5 terabit boyutunda bir alan gerekiyor.
'Giyilebilir ekran'la Terminatör görüşü
Bilim adamları, güvenli Ebola virüsü üretti
ABD’li bilim adamları, aşı geliştirmek ya da tedavi amaçlı kullanmak üzere, öldürücü Ebola virüsünün zararsız halini geliştirdi
ANKARA - ABD’de yayımlanan “Ulusal Bilimler Akademisi Tutanakları” adlı dergide çıkan yazıda bilim adamları, Ebola virüsünden alınan tek bir genin virüsün kopyalanıp çoğalmasını engellediğini duyurdu.
Madison’daki Wisconsin Üniversitesi’nden bilim adamları, Ebola’nın 8 geninden VP30 adı verilen tek bir geninin çıkarılmasıyla, virüsün kendisini kopyalayıp çoğaltamadığını açıkladı. Araştırmada, virüsün bulaşmadan çoğaltılabilmesi için de maymun böbreği hücrelerinden yararlanıldığı kaydedildi.Araştırmacılardan Yoshihiro Kawaoka, değiştirilmiş virüsün normal hücrelerde büyümediğini, bu sistemin ilaç ve aşı geliştirmede kullanılabileceğini söyledi.Araştırma, yine de bütün bilim adamlarını ikna etmiş değil. Texas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Merkezi’nden Profesör Susan Fisher-Hoch, değiştirilmiş virüsün zararsız olabileceğini söyleyebilmek için daha fazla kanıt gerektiğini savunuyor.Normalde, Ebola virüsü bulaştığında yüzde 80 oranında öldürücü oluyor. Ebolanın yer aldığı her türlü çalışma için “4. biyogüvenlik düzeyi” (BSL4) gerekiyor. Araştırmacılar, yalıtılmış ve dışarıya göre düşük basınçlı bir odada, hava destekli biyogüvenlik giysileri giyiyor. Bu da küçük ölçekli bir araştırmayı bile oldukça zahmetli bir hale sokuyor.
IBM’den nanoteknoloji alanında yeni buluşlar
ilginçi elbise
Gönderen
Merak Edilenler
zaman:
12:38
0
yorum
Etiketler: Elbise, Elektronik devre
İnternete Bağlanabilen Şemsiye
26 Ocak 2008 Cumartesi
Yapıştırıcılar nasıl yapıştırıyor?
Gönderen
Merak Edilenler
zaman:
14:50
0
yorum
Etiketler: Yapıştırıcı
Termos nasıl sıcağı sıcak, soğuğu soğuk tutuyor??
Satrançta şah niçin o kadar pasiftir?
İnsanlar saatlerini niçin sol kollarına takarlar?
Mezara niçin çiçek konulur?
Dünyanın en çok söylenen şarkısı hangisidir?
Gönderen
Merak Edilenler
zaman:
14:31
0
yorum
Etiketler: En çok söylenen şarkı
Çinliler yiyeceklerini niçin çubukla yerler?
Nasıl Koku Alırız?
Buharlı Araba
Lokomotif
Morse Telgrafı
Volkswagen Tarihi
Dr. Porsche, kendi ekonomik aracini yaratmak için, sürekli olarak yaninda çalisanlarin, kendisine destek vermelerini saglamak amaciyla, onlarin ilgisini hep bu konuya çekmeye çalismisti. Fakat, sürekli olarak inatçi idare tarafindan geri çevrilmesi ve kötü sansindan dolayi, bunu gerçeklestirememisti. Birkaç kez bu rüyasini gerçeklestirmeye çok yaklasmisti ki, bu sefer de Almanya`nin sallanan ekonomisine maglup oldu.
Fakat bu sefer her sey daha farkli idi. Ona yardim eden Avusturya`li bir arkadasi vardi. Öyle bir arkadas ki ona bütün Alman halki güvenecekti. Bu sefer Dr. Porsche`nin amaci gerçeklesebilirdi. Kitle halindeki sivil araçlarin (veya muhtemelen askeri araçlar) seyahat etmeleri için, basbakan tarafindan yaptirilan otobanlari, artik Alman halkininda kullanma olanagi dogabilirdi.
Dr. Porsche ve Adolf Hitler arasinda yapilan birçok toplanti esnasinda, yeni halk arabasi (Volkswagen) ile ilgili fikir alis verisleri yer aldi.22 Haziran 1934`de bir kontrat imzalandi. Noktali çizginin üzerini imzalamak kolay tarafiydi. Hemen Almanya`nin yeni liderine uygun yeni bir araç yaratmak için ciddi çalismalar basladi.
Her zaman ekonomik bir araba imal etme isteginde olan Porsche, daha önceki çizim ve fikirlerine dönebilecekti. Bu tamamiyle yeni bir baslangiç olacak degildi. Bu projenin en zor tarafi, maliyeti çok düsük tutabilmekti. Hitler bu arabanin her Alman vatandasinin alabilecegi kadar ucuz olmasini emretmisti, ortalam 900 Reichsmark (o zamanin Alman para birimi).
Bu projenin maliyetini, belirlenen degerde tutabilmek için, Porsche Stuttgart`taki evinin garajini atölye olarak kullandi. Ilk prototipi imal etmek için, gerekli makineleri monte etti. Bir arabanin kalbi ve ruhu motorudur ve bu yeni aracin, gelistirilmesindeki en önemli etken de maliyet idi. Böylece çesitli dizaynlar denenerek, su veya bu nedenlerden dolayi terkedildi. Ilk prototip V1 sedan (kasa Peutter Coachbuilder) ve V2 Cabriolet (kasa Dravz Coachbuilder) modellerinde çesitli motor tipleri denendi. Bunlar iki silindir-iki zamanli, iki silindir-karsilikli-dört zamanli, üç silindir ve dört silindir-karsilikli-dört zamanli modeller idi. Bütün bu modeller, ya maliyeti yüksek veya güvenirsiz oldu.
Yeni halk arabasini, herkesin alabilmesine imkan tanimak fikrine bagli kalinarak, bir tasarruf plani düzenlendi. Bu plana göre, bu program için imza atmis olan herkes, her bir pulu 5 Richsmark tutarinda olan 50 pulluk tasarruf defteri aldi. Bu programin kurallarina göre, haftada en az bir pul satin alinarak bu deftere yapistirmak gerekiyordu. Toplam degeri ortalama 990 Reichsmark olan bes defteri pullar ile dolduran bir tasarrufçu, Volkswagen fabrikasina gidip aracini teslim alma hakki kazanacakti. Fakat bu program ikinci dünya savasi nedeniyle iptal edildi.
Hitler, bu araçlarin imalatini erken bir zamanda baslayacagi propagandasini sürdürmeyi devam etti. Fakat kendisinin dünyayi fethetme arzusu içinde oldugunu ve halkin araçlari için beklemesi gerektigini belirtmeyi, ne yazik ki unuttu.
26 Mayis 1938`de Volkswagen fabrikasinin temeli atildi. Ve imalat 1940`da muharebe tipi araçlar ile basladi. Genellikle bu imalat Kubelwagen (Alman Jeep`i ) idi. 1943`de bu Alman Jeepleri için daha fazla güce ihtiyaç duyuldu. Motor kapasitesi 25 beygirlik güç veren 1131 cc`ye çikarildi. Bu motor 1953`e kadar bütün Volkswagen`lerde kullanildi.
Savas 1945`de sona erdirildi. Fakat Wolfsburg`daki Volkswagen fabrikasinda büyük hasar vardi. Müttefiklerin bombardimani sirasinda, fabrikanin üçte ikisi yikilmisti. Sans eseri fabrika Ingiliz isgal bölgesi içinde idi ve tamir edildi. Müttefiklerin acilen tamir edilmis ikmal araçlarina ihtiyaci vardi. Buhizmeti Volkswagen fabrikasi gerçeklestirdi. Ayrica müttefik ordularinin, personel tasima ve barisi korumalari için daha çok araca ihtiyaçlari vardi. Albay Hirst bu fabrikayi çalistirip, yapabilecek kadar araç imal etmeyi önerdi. Böylece ise ve yiyecege çok ihtiyaci olan Alman vatandaslarina, bir olanak saglanacakti. Böyle yapmak ile harabeler içindeki Wolfsburg sehri yeniden dogdu ve bir zamanlar komik görüntüsü yüzünden ona gülünüp küçümsenen bu araba, kendi erdemleri ile dünyayi fethetmey çikti. Bu hikaye bir masal gibi gelir, fakat oldukça gerçektir.
1948`de Ingiltere, fabrikayi tekrar Almanya`ya tahsis etti. Fabrikanin yönetimine Heinz Nordhoff getirildi. Heinz, sadece Alman halki için degil, bütün Dünya için kaliteli ve uygun maliyetteki bu arabanin üretimine büyük hiz verdi.
Hollandali bir Volkswagen acenti olan, Ben Pon 1949 yili baslarinda, Heinz Nordoff tarafindan Amerika'ya göderildi. Pon'un görevi Volkswagen için Amerika'da bir pazar aramakti. Pon Amerika'ya 1948 imalati bir de Volkswagen götürmüstü. Birçok otomobil acentesine yapilan ziyaretlerden sonra geri çevrilen Pon, otel masraflarini ödeyebilmek için Volkswagen'i satip geri döndü. 1949 yili sonlarinda Heinz birde kendisi denemek için Amerika'ya gitti. Bu sefer Heinz sadece fotograflar ve çizimler götürdü. Neticede Max Hoffman isimli büyük bir otomobil acentini, Volkswagen'i de listesine eklemeye ikna etti. Böylece artik Volkswagen'de Amerikan otomobil piyasasina girdi.
1954,de motor kapasitesi 1192 cc'ye, beygir gücüde 30'a çikarildi. 1954 sonlarina dogru motorun sikistirma orani artirilarak 36 beygirlik güç elde edildi. 36 beygirlik versiyon 1960 yilina kadar kullanildi. Volkswagen'i güçsüz bulan müsterilerin istekleri dogrultusunda, 1961 de motor yine sikistirma oranini artirmanin yaninda, yapilan bazi degisiklikler ile 40 beygire çikartildi. 1966 yilinda 1300 VW (1285 cc) 50 beygir gücü ile tanitildi. 1967'de motor kapasitesi ve beygir gücü, bir kez daha artirildi. Bu sefer 1493 cc olan motor 53 beygir güç veriyordu. Ayni yil elektrik sistemi'de, 12 volt'a çikarildi. Motor kapasitesi birkaç yil ayni kaldiktan sonra, 1585 cc ve 57 beygirlik motor tanitildi.
1956 yilinda Amerika'da EMPI isimli bir firma, Volkswagen'in görünümünü degistirmek ve motorunu güçlendirmek için bazi aksesuar ve motor kit'leri üretti. 1975'de ise içerigi sadece Volkswagen'ler olan Dune Buggies and Hot VWs isimli dergi, Subat sayisinda "Californian Look" veya kisaca "Cal Look" denen bu tip Volkswagen'lere genis yer verdi. Cal Look Volkswagen'lerin özelligi ise, tüm nikelajlarin sökülmesi (tamponlar dahil), Volkswagen'in 3- 3 1/2 inç alçaltilip BRM model jant takilip, motorun güçlendirilmesi idi. Derginin bu sayisindan sonra ucuz, saglam ve ekonomik olan Volkswagen'i tercih eden kolej ögrencileri arasinda, bu Cal Look stili çok tutuldu. Böylece Kaliforniya'dan tüm Amerika'ya ve oradanda tüm dünya'ya bu akim yayildi. Bu akimin yayilmasi neticesiyle, basta Kaliforniya'da olmak üzere, birçok yan sanayi firmasi, Volkswagen'ler için aksesuar ve motoru güçlendirmek için, birçok yüksek performans yedek parçalari üretmeye basladi. Günümüzde bu yüksek performans parçalar kullanilarak VW motorundan 600 beygirlik güç almak dahi mümkün oldu.
Gönderen
Merak Edilenler
zaman:
13:54
0
yorum
Etiketler: Volkswagen
Londra
Londra dünyanın en önemli iş ve finans merkezlerinden biridir. Yaklaşık 8 milyonluk nüfusuyla AB'nin en kalabalık kentidir. Bağlı yerleşim birimleri ile birlikte (Greater London) nüfusu 12-15 milyondur. Km²'ye 4.573 kişi düşmektedir. Avrupa'da en fazla beyaz ırk harici insanın yaşadığı şehirdir. 300'den fazla farklı dil konuşulmaktadır.
Uluslararası turizmin kesişme noktasıdır. Dünyanın en kalabalık hava trafiği Londra hava trafiğidir. 5 uluslararası havaalanı bulunmaktadır. Bunların en büyüğü Heathrow'dur. Heathrow dünyanın en fazla uluslararası yolcu taşıyan havaalanıdır [1].
En önemli turistik mekanları, Parlamento Binası, Tower Bridge, Tower of London (Londra Kulesi), Buckingham Sarayı, Trafalgar Meydanı ve London Eye'dır (Londra Dönmedolabı). Londra, Merkez şehir (City of London) ve 32 ilçeden oluşur.
Yeşili bol olan bir şehirdir. Londra'da 143 adet kayıtlı park ve bahçe vardır. Thames Nehri şehri ikiye böler.




































